Hukuk Genel Kurulu-2015/3506 E.-2017/422 K.

yargıtay-kararları

Hukuk Genel Kurulu-2015/3506 E.-2017/422 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ : Yargıtay 14. Hukuk Dairesi (İlk Derece)

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 14. Hukuk Dairesince;
“…Dava, hakimin hukuki sorumluluğuna dayalı tazminat isteğine ilişkindir.

Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Dava konusu taşınmazda daha önce paydaş olan müvekkillerinin murisi Mustafa İncesu aleyhine açılan ortaklığın giderilmesi davasından önce vefat etmiş olmasına rağmen davanın yargılama sırasında soyadında yanlışlıklar yapılarak usule aykırı tebligatlar ile taraf teşkili tamamlanmış gibi sonuçlandırıldığını, taşınmazın satış memurluğunca ihale edilerek satıldığını, dava dışı üçüncü şahıslar adına tescil edildiğini, buna rağmen müvekkillerinin davadan haberdar olmadıkları için taşınmazın emlak vergilerini düzenli olarak ilgili belediyeye yatırmaya devam ettiklerini, ancak 2013 yılı sonunda müvekkillerinin annesinin de vefatı üzerine intikal işlemleri için resmi kurumlara başvurduklarında mevcut yanlışlığın fark edildiğini ve eldeki davayı açtıklarını, dayanak Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 27.04.1995 tarihli ve 1994/876 Esas 1995/422 Karar sayılı ilamının temyizleri üzerine taraf teşkili sağlanmadan karar verildiği gerekçesiyle Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 31.03.2014 tarihli ve 2014/3940 Esas 2014/4205 Karar sayılı ilamıyla bozulduğunu ancak dava konusu taşınmazların ihale ile satışının kesinleştiğini belirterek tazminat talebinde bulunmuştur.

Davalı … vekili: HMK’nın 46. maddesindeki koşulların gerçekleşmediğini, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Dava 6100 sayılı HMK’nın 48/2. maddesi gereğince ilgili hakime resen ihbar olunmuş, ön inceleme duruşmasındaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dairemizin üyelerinden İrfan Doğan tarafından 08.07.2014 tarihinde ön inceleme duruşması yapılmış; davacı tarafın delilleri davalı … vekili ve ihbar olunan vekiline tebliğ edilmiş, taraf vekilleri duruşmalı olarak yapılan ön incelemede sulh olmayacaklarını imzalı olarak beyan etmişlerdir.

Davaya konu tazminat talebinin dayanağı Ankara 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 1994/876 Esas 1995/422 karar sayılı dosyanın Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucu kararın “Temyiz edenlerin murisi dava konusu taşınmazın paydaşlarından olup tapuda ve nüfusta adı Mustafa İncesu olduğu halde, dava dilekçesi “Mustafa İnceci” adına tebliğe çıkarılmış ve adresi tespit edilemediğinden Mustafa İnceci’ye dava dilekçesi ilanen tebliğ edilmek suretiyle yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuş ve karar da Mustafa İnceci’ye ilanen tebliğ edilmiştir.

Tapu maliki Mustafa İncesu’nun 10.12.1982 tarihinde, davadan evvel vefat ettiği, temyiz aşamasında ibraz edilen mirasçılık belgesinden anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece, davalı Mustafa İncesu’nun mirasçılık belgesinde adı geçen tüm mirasçılarının davaya dahil edilmesi, mirasçılara usulüne uygun dava dilekçesinin tebliğ olunması ve taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir” gerekçesiyle bozulduğu davacının karar düzeltme talebinin de reddedildiği anlaşılmıştır.

6100 sayılı HMK’nın 46. maddesi uyarınca hakimlerin yargılama faaliyetlerinden dolayı devlet aleyhine açılacak tazminat davalarının sebepleri altı bent halinde sınırlı olarak sayılmıştır. Somut olayda ortaklığın giderilmesi davasına bakan mahkeme hakiminin kusurlu davranışları nedeniyle devletin sorumluluğuna dayanarak tazminat talep edilmekte ise de davada taraflara yapılan tebligatlardaki usul hataları HMK’nın 46. maddesinde sayılan ve hakimin hukuki sorumluluğu gerektiren hallerden olmayıp ilgili maddede belirtilmeyen sebeplere dayanılarak tazminat istenmesi mümkün değildir. Dosya kapsamına, mevcut delil durumuna göre 6100 sayılı HMK’nun 46. maddesinde belirtilen hakimin sorumluluğuna ilişkin koşulların gerçekleşmediği anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM:

1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının 6100 sayılı HMK’nın 49. maddesi gereğince takdiren 500,00 TL disiplin para cezasına mahkum edilmesine,
3-Davacı tarafından yatırılan 853,87 TL harçtan alınması gereken 27,70 TL maktu karar ve ilam harcının mahsubu ile fazla yatırılan 826,17 TL’nin davacıya iadesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 5.800,00 TL TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı …’ye verilmesine,
5-Yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 47. maddesi gereğince yargılama gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının hükmün kesinleşmesinden sonra Dairemizin Yazı İşleri Müdürü tarafından ilgilisine iadesine…” dair oybirliği ile verilen 07.07.2015 gün ve 2014/1 E., 2015/1 K. sayılı karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Davacı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğunun anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü:

Dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. maddesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili müvekkillerinin murisi olan Mustafa İncesu’nun hissedarı olduğu taşınmazın ortaklığın giderilmesi talebiyle usul hükümlerine aykırı olarak ölmüş kişi aleyhine açılan davada, soyadı yanlışlığı nedeniyle taraf teşkili sağlanmadan yargılama yapılıp hüküm kurulduğunu ve dava konu taşınmazın ihale yolu ile satıldığını, mahkemece hukuka aykırılıklar dikkate alınmadan kurulan hüküm nedeniyle müvekkillerin savunma haklarının ve Anayasal güvence altında bulunan mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, bahsi geçen kararı bozulması istemi ile temyiz ettiklerini, ancak söz konusu karar bozulsa bile dava konusu taşınmaz ihale yolu ile satıldığından ve ihale kesinleştiğinden hukuken tapunun iptalinin mümkün olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın dava tarihi itibari ile değerinin ve müvekkillerin uğramış olduğu zararın tespit ile, şimdilik 50.000,00-TL maddi tazminatın davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı Maliye Hazinesi vekili uğranıldığı iddia edilen zararın dayanağının bulunmadığını, maddi tazminatın gerekçesi olan zararın neden ibaret olduğunun belirtilmediğini, kararın yasal mevzuata uygun olarak verilmiş olup işlemde kusur, kasıt ve hata olmadığını, HMK’nın 46. maddesindeki koşulların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İhbar olunan hakim tapu sicilinin aleni olduğunu ve davacıların da bu kayıtları her zaman inceleme imkanı olduğunu, üzerlerine düşen görevi yerine getirmeyen davacıların 19 sene gibi bir zaman geçtikten sonra yeni öğrendiklerinden bahisle dava açmalarının mümkün olmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, ortaklığın giderilmesine karar verildikten sonra dosyanın gönderildiği Gayrimenkul Satış Müdürlüğünce yeniden tapu kayıtlarının celp edilip, kıymet takdiri yapılarak ve satış günü tayin edilerek taraflara tebligat yapılması gerektiğini, davanın HMK’nın 46. maddesindeki şartların hiçbirine uymadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Özel Dairece yukarıda başlık bölümüne alınan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine dair mahkeme kararının infazı için gerekli işlemleri yapan Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesince, ihale sonucu tespit edilen satış bedelinin davacılar murisinin hissesine düşen kısmının muris adına depo edilip edilmediği, halen yatırıldığı banka hesabında bulunup bulunmadığı ve başkasına ödenip ödenmediği hususlarının araştırılması gerektiği, buna göre taşınmazın satılmış olmasından dolayı davacıların zararının oluşup oluşmadığının tespit edilebileceği kanaatiyle kararın bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

Buna göre, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bilgi ve belgelere, daire kararında açıklanan gerektirici nedenlere, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, usul ve yasaya uygun olduğu tespit edilen Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın onanması gerekir.

SONUÇ: Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararın yukarıda açıklanan nedenlerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, karar düzeltme yolu açık olmak üzere 08.03.2017 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

No Comments

Post A Comment